Adi Şirket Nedir? | Adi Şirketin Özellikleri Nelerdir? | Adi Şirket Kurmak | TBK 620

Hukuka Dair Her Şey

Adi Şirket Nedir? | Adi Şirketin Özellikleri Nelerdir? | Adi Şirket Kurmak | TBK 620

Aralık 30, 2020 Ticaret Hukuku 0

Adi şirket kurmak, adi şirketin özellikleri nelerdir, adi şirket nedir konularında bu makalemizin faydalı olacağını düşünüyoruz. Adi şirket, Türk borçlar kanunu 620 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bütün şirketlerin temeli denilebilecek bir şirket tipidir, uygulama alanı çok geniştir.

Türk borçlar kanununa direkt ulaşmak için tıklayın.

Ticaret hukuku makalelerimiz için tıklayın.

Adi Ortaklık Sözleşmesi

Adi şirket nedir sorusuna cevap verebilmek için öncelikle aşağıdaki hükmü iyi anlamak gerekir.

Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.

Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.

Türk Borçlar Kanunu madde 620

Adi şirketin tüzel kişiliği yoktur. Bu durum, adi şirketi ticari şirketlerden ayrılan önemli bir özelliktir. Tüzel kişiliğin olması, ortaklardan ayrı bir kişi olmaya, hak ve borç sahipliğine delalettir. Adi şirkette de bu olmadığı için, şirketin bir kişiliği yoktur, muhatap ortaklardır. Hak ve borç sahibi olanlar da ortaklardır. Tüzel kişilik olmadığına göre, ikametgahtan ve vatandaşlıktan da bahsedemeyiz. Malvarlığı da yoktur, başvurulacak malvarlığı ortaklarındır.

Her türlü ekonomik amaç için çalışabilir. En az iki kişiyle kurulabilir, fakat bir üst sınır getirilmemiştir. Ortaklar gerçek kişi yada tüzel kişi olabilir.

Adi şirket nedir
Adi şirket nedir

Adi Şirketin Sermayesi

Adi şirketlere iki tip sermaye getirilebilir. Bunlar iktisadi sermaye ve şahsi sermayedir. İktisadi sermaye, ekonomik değeri olan her şeyi kapsar. Buna örnek olarak: taşınır-taşınmaz, alacak hakları, gayri maddi haklar, marka-patent, tasarım gösterilir. Şahsi sermaye ise ticari itibar, mesleki birikim, deneyim, tecrübe olabilir.

Kimin ne kadar sermaye getirdiğine ortaklar karar verir, birbirine eş sermaye koymak mecburi değildir. Şirketler Hukuku’nda gabin hükümleri uygulanmaz, edimler arasında ne fark olursa olsun ortakların kendi aralarında anlaşmaları yeterlidir. Eğer kimin ne kadar sermaye koyduğu sözleşmede gösterilmedi ise eşit olduğu kabul edilir. Diğer şirket tiplerinde sermayeye ilişkin bu hususun mutlaka sözleşmede gösterilmesi gerekir. Emeğini getiren ortak, yani sadece şirket için çalışmayı taahhüt etmiş, iktisadi sermaye koymamış ortak mutlaka sözleşmede kararlaştırmak koşuluyla zarardan muaf tutulabilir.

Taahhütün koyulmuş olması, şirketin kurulması açısından yeterlidir. (Taşınmazımı şirket sermayesi olarak taahhüt ediyorum – 200.000 TL yazdıysak kuruluş için bu kâfidir, bedelin en başta getirilmesi gerekmez) Daha sonra ise, sermaye borcunun yerine getirilmesi için ifa gerekir. Şirketin tüzel kişiliği olmadığı için sermayenin şirkete intikal etmesi söz konusu olmaz, söz konusu gayrimenkulü ortaklar adına tescil ettirmek gerekir. Para borcunda ise ortaklara zilyetliğin nakledilmesi gerekir. Ortakların bu malvarlığı üzerinde elbirliği mülkiyeti söz konusudur, aksi kararlaştırılabilir. 

Sermaye taahhüt edildi fakat ifa edilmediyse (örneğin taşınmaz taahhüt edildi ise) bir ifa davası (aynen ifa için) açılmalıdır. Bu ifa davası kapsamında sözleşmede daha önce kararlaştırılmış ise cezai şart istenebilir. Gecikme nedeniyle zarar doğmuş ise gecikme tazminatı da istenebilir. Para borçlarında gecikme için temerrüt faizi de aynı şekilde istenebilir. Bunlardan bir sonuç alınamazsa, ortağın şirketten çıkarılabilmesi mümkündür. Bunun dışında, şirketin feshi de gerçekleştirilebilir. İki kişilik bir adi şirket söz konusu ise bir ortakla devam edebilmesi mümkün değildir, orada fesih mecburidir.

Adi şirketin kurulumu için irade beyanı yeterlidir, çünkü adi şirketlerde hiçbir şart yoktur (sözlü de olabilir). İspat açısından yazılılık önemlidir.

Adi şirketlerde, tüzel kişilik olmadığı için şirket tacir olamaz. Ortaklar tacir olabilir, fakat bunun olması için bir ticari işletme işletiyor olmaları gerekir. 

Adi şirketlerin ticaret unvanı yoktur. Ticaret unvanını ortaklar kullanır, eğer ticari işletme işletiyorlarsa ticaret unvanı kullanmaları zorunludur.

Ortakların şirket borçları nedeniyle sorumluluğu, tüzel kişilik olmadığı için 1. dereceden sorumluluktur. Bütün malvarlıkları ile sınırsız sorumlulardır. Müteselsil sorumluluk geçerlidir, şirket borcunun tamamının yada bir kısmının herhangi bir ortaktan tahsili mümkündür.

Adi Şirkette İç İlişkiler

  • Sermaye koyma borcu (TBK m. 621),
  • Kar zarar paylaşımı (TBK m. 622) Kâr ve zarara ilişkin hiç hüküm yoksa eşit paylaştırılır. Kar belli zarar değilse veya tam tersi ise kardaki oran zarara uygulanır,
  • Şirketin yönetimi (TBK m. 624-625) Olağan işler ve olağanüstü işler ayrımı burada kendisini gösterir. Olağan işler her bir ortak tarafından yapılabilir, bir ortak yönetici olsun denilebilir ya da bir kaç ortak yönetici olsun denilebilir, üçüncü kişi yönetici olsun denilebilir. Olağanüstü işler veya önemli şirket kararları için oybirliği gerekir, fakat bu da değiştirilebilir,
  • Yönetim yetkilerinin alınması veya kaldırılması (TBK m. 629) Yönetim yetkisi nasıl verildiyse öyle kaldırılır. Bu, olağanüstü bir iştir, yazılı veya sözlü yetki verilmişse geri alınması da aynı usule tabiidir. Haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemeye gitmeye gerek olmaksızın her ortak karar verebilir.
  • Rekabet yasağı (TBK m. 626) Ortaklar şirketin zararına işlem yapamazlar,
  • İtiraz hakkı (TBK m. 625/2) Sadece yönetici ortaklar tarafından kullanılır ve diğer yöneticilere itiraz edilir. İtiraz, yapılacak işlemi durdurur. Hemen belirtmek gerekir ki, bir yönetici varken hileli işlem varsa her ortağın itiraz hakkı doğar. Mevcut bir itiraza rağmen işlemin yapılması yetkisiz temsildir,
  • Denetleme hakkı (TBK m. 631) Denetleme hakkı ve itiraz hakkı karışmamalıdır. Denetleme hakkı şirketin tüm ticari defterleri, sözleşmeler, tüm envanter ve dökümanları incelemek demektir. Denetim hakkı her ortağa aittir. Bir usulsüzlük görüldü ise ve ortak yönetici değilse direk müdahale edemez, yönetim yetkisi kaldırılabilir ve zarar varsa zararın tazmini istenebilir, çıkarma istenebilir, iki kişilik şirketse fesih istenebilir. Olağanüstü bir işlem yapılacaksa, örneğin şirketin merkezi yönetici ortak tarafından değiştirilmek isteniyorsa, bütün ortakların olumlu oy kullanması şarttır. Oybirliği gerekir,
  • Ortaklar arası değişiklik (TBK m. 632-633) İlelebet aynı ortaklarla devam mecburiyeti yoktur, yeni bir ortak katılabilir, ortaklardan birisi çıkmak isteyebilir yahut çıkarılabilir. Tüm bu haller olağanüstü iştir, bu yüzden oybirliği ile karar verilmesi gerekir. Çıkarma oybirliği ile olmaz, irademe aykırı olarak beni çıkartın diyemem, o durum çıkma olur. Çıkarma için kollektif şirketlere ilişkin hükmü uyguluyoruz: haklı sebep varsa mahkeme kararı ile çıkarılma söz konusudur.
  • Adi şirketlerde çıkma ve çıkarmayı özel kılan bir hüküm vardır, Türk borçlar kanunu 633. maddedede hüküm altına alındığı üzere ortaklardan birinin ölümü, iflası, kısıtlanması, tasfiye payının haczi, ya da şirketin feshini istemesi halinde o ortak şirketten çıkabilir yahut çıkarılabilir.

Adi Ortaklıkta Ortaklıktan Çıkma ve Çıkarılma

Bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi hâlinde, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hüküm varsa, bu durumlardan biri gerçekleştiğinde, o ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklar tarafından yazılı olarak yapılacak bir bildirimle ortaklıktan çıkarılabilir.

Türk Borçlar Kanunu madde 633

Ölüm, kısıtlanma, iflas ve fesih talep etmesi halinde o ortak şirketten çıkabilir yahut çıkarılabilir. Hüküm oybirliğini bertaraf eden bir hükümdür. Bu olanağın kullanılabilmesi için, şirket sözleşmesinde şirketin diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin hüküm bulunması gerekir.

Bu madde, diğer ortaklar tarafından çıkarılma imkanı tanıdı. Oradaki imkanlardan farklı bir sebeple ortak çıkarmak isterseniz, kollektif şirketlere ilişkin Türk Ticaret Kanunu’nun 255. maddesini uyguluyoruz, orada da mahkeme kararı gerekiyor.

(1) Bir ortağın kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı şirketin feshinin istenebileceği durumlarda, diğer ortakların tümü o ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin devamına karar verebilir. Şirket sözleşmesinde bu kararın çoğunlukla alınması öngörülebilir.

(2) Çıkarılan ortak, bu kararın noter aracılığıyla tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde şirkete karşı çıkarılmanın iptali davasını açabilir.

(3) Birinci fıkra uyarınca çıkarma kararı alınamadığı takdirde, her ortak, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden söz konusu ortağın şirketten çıkarılmasını ve ayrılma payının belirlenmesini isteyebilir.

Türk Ticaret Kanunu madde 255

Adi Şirkette Dış İlişkiler

Dış ilişkiler ifadesinden ortakların üçüncü kişilerle ilişkilerini anlamamız gerekir. Çünkü adi şirketin tüzel kişiliği yoktur. 

Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur.

Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar.

Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır.

Türk Borçlar Kanunu madde 637

Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur.

Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler.

Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.

Türk Borçlar Kanunu madde 638

Kendi adına ve ortaklık hesabına temsilci olan kişi şirketi dolaylı olarak temsil etmektedir. Hak ve borçlar temsil eden ortağın üzerinde doğar, bunu iç ilişkide diğer ortaklara aktarması gerekir.

İkinci fıkradaki de doğrudan temsildir. Ortağın, doğrudan temsil edebilmesinin de önü açıktır. Bütün sonuçlar diğer ortakların üzerine doğmuş ve herhangi bir iç ilişki aktarımına gerek yoktur.

Yönetim yetkisine sahip olan, temsil yetkisine de sahip olur. Adi şirketlerde yönetim yetkisi tüm ortaklara aittir, olağan işlerde her biri ayrı ayrı yetkilidir. Temsil yetkisi için de durum aynıdır. Fakat sözleşmede bir ortak veya birkaç ortak yönetsin yazıldıysa, temsil yetkisi sadece yönetim yetkisi verilen ortağa yahut ortaklara aittir. Yönetim yetkisi ve temsil yetkisi farklı ortaklara da verilebilir. Yönetim iç ilişkilerle, temsil de dış ilişkilerle ilgilidir. Temsil yetkisinin varlığı ile her türlü işlemin yapılması mümkün değildir. Üçüncü kişilerle yapılan her işlemin, iç ilişkide bir dayanağı olmalıdır. Bunun anlamı, önce iç ilişkide karar verilmiş olmasıdır. Karar olmaksızın yapılan olağanüstü işlem, yetkisiz temsil hükümlerine tabii olacaktır, ancak icazet ile işlem geçerli olur. Fakat olağan işlemler için temsil yetkisine sahip kişi hem karar verebilir, hem de verdiği kararı ifa edebilir. Şirkete zarar veren bir işlem yapan temsilcinin işlemine itiraz edebilir ve ortaklıktan çıkarılması için mahkemeye başvurabilirim. Ayrıca, yönetim yetkisinin alınması veya kaldırılmasını da isteyebilirim.

Adi Şirketin Sona Ermesi

Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer:

1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesiyle.

2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle.

3. Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesiyle.

4. Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle.

5. Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle.

6. Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla.

7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla.

Türk Borçlar Kanunu madde 639

Sözleşmenin feshi aslolandır. Şirket sözleşmesini feshetmek, şirketi de feshetmektir. Mutlaka bir talep gerekir, fesih talebinden söz ederiz. Yada bir karar gerekir, ortaklar toplanıp karar verebilir. İnfisahta kendiliğinden sona erme söz konusudur. Herhangi bir talep, karar olmaksızın öyle sebepler gerçekleşir ki şirket sona erer.

Şahıs şirketlerinde ortaklar sıkıca birbirlerine bağlıdır, dolayısıyla ortağın üzerinde gelişen sebepler şirketi sona erdirir. Ya mirasçılarla birlikte ya da diğer ortaklarla birlikte şirketin devam ettirilmesi şansı var fakat bu husus mutlaka sözleşmede bulunmalıdır. Şirketin varlığını devam ettirebilmek için o ortak çıkarılabilir, tabii ki sözleşmede diğer ortaklarla devam edecektir hükmü mutlaka olmak zorundadır. Karar alınır, olağanüstü iştir, oybirliği ile karar verilir. Bunun yanında, süre biter, şirket kendiliğinden infisah eder. Süre bittikten sonra da şirket faaliyetlerine devam ederse belirsiz süreli şirket olunur. Sözleşmede fesih hakkı tanınabilir ya da ortaklardan birinin hayatı boyunca devam edecektir denirse belirsiz süreli şirket sayılır. Belirsiz süreli şirket için de her ortağın fesih talebinde bulunması mümkündür, fesih ihbar süresi 6 aydır. Nihayetinde, haklı sebeple fesih, süre sınırı olmaksızın her zaman yapılabilir.

Adi Şirketin Tasfiyesi

1. Katılım payı için yapılacak işlem

Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.

Türk Borçlar Kanunu madde 642

2. Kazanç ve zararın paylaşımı

Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.

Türk Borçlar Kanunu 643

3. Tasfiye usulü

Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.

Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.

Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır.

Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.

Türk Borçlar Kanunu madde 644

Her şirket sona erme sebebi gerçekleşince tasfiye aşamasına geçiyor. Her sona ermede tasfiye vardır, tasfiyenin amacı şirket malvarlığının dağıtılmasıdır. O malvarlığı dağıtılmadan, şirket sona ermiş sayılmıyor. Tasfiyeyi; kanuni kuralla yönetim, denetim ve temsili her ortak bağımsız yapabiliyordu. Tasfiye, tüm ortaklar tarafından birlikte yapılacaktır. Zaten elbirliği mülkiyeti ile sahipler, dolayısıyla birlikte tasfiye ederler. Ancak emredici hüküm değildir, birkaç ortak tasfiye etsin, tasfiye memuru atayalım diyebilirler. Tasfiye de genel olarak iç tasfiye ve dış tasfiye olarak ikiye ayrılır. İç tasfiyede önce tüm malvarlığı paraya çevrilir. Alacaklar tahsil edilir. Sonra dış tasfiye başlar, para dağıtılmaya başlanır. Borçlar ödenir, daha sonra para kaldıysa ortaklara getirdikleri sermayeler iade edilir. Sermayenin iadesi aynen değil, nakden yapılır. Sözleşmede ne yazıyorsa o değeri alırım. Halen para kalırsa buna tasfiye karı denir. Tasfiye karının dağıtımı sözleşmede kararlaştırılabilir, istedikleri gibi dağıtabilirler, sözleşmede hüküm yoksa eşit olarak paylaşırlar. Örneğin malvarlığı paraya çevrildi fakat borçları ödemeye yetmedi, bu halde ortakların sorumluluğu sınırsız ve müteselsilen olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir